Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'nın PKK'nın şehir yapılanması Kürdistan Topluluklar Birliği (KCK) soruşturması kapsamında 4-7 Ekim 2011 tarihlerinde gözaltına alınan ve 16'sı tutuklu 23 sanığın yargılanmasına bugün Diyarbakır 7'nci Ağır Ceza Mahkemesi'nde KCKTM ana davası için hazırlanan 500 kişilik salonda başlandı. Duruşmaya,'Örgütün faaliyetlerini düzenlemek suretiyle örgütü yönetmek', 'Örgüt üyesi olmak', 'Örgüt propagandası yapmak' ve 'Toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanuna muhalefet etmek' suçlamasıyla 1 ile 20 yıl arasında hapis cezası istenen tutuklu sanıklar Derik Belediye Başkanı Çağlar Demirel, BDP eski Genel Başkan Yardımcısı Erkan Pişkin, BDP İl yöneticileri Ahmet İlan, Mehmet Nesip Gültekin, Mehmet Güzel, Burhan Karakoç, Resul Erkaplan, Atilla Koca, Mehmet Ermiş, Abdul Serdest Tan, Azadiya Welat Gazetesi eski Genel Yayın Yönetmeni ve yazarı Tayip Temel, BDP Genel Sayman Yardımcısı Salih Yıldız, Abdullah Bozkoyun, Hüsamettin Çiçek, Tuncay Ok ve Aygün Arat ile tutuksuz sanıklardan Necla Korkmaz, Mehmet Duman ve Zübeyda Zümrüt katıldı.
Duruşmayı BDP Genel Başkan Yardımcısı ve Siirt Milletvekili Gülten Kışanak ile Diyarbakır Milletvekili Altan Tan da izledi.
KÜRTÇE SAVUNMA KRİZİ
Duruşmada sanıkların, kimlik tespiti sırasında sorulan, sosyal ve ekonomik durum ile adres bilgilerine ilişkin sorulara Kürtçe cevap vermesi mahkeme tutanağına, Türkçe dışında bir dilde cevap verdiği görüldü olarak geçti. Mahkeme heyeti sanık avukatlarına iddianamenin uzun olması nedeniyle okunup okunmaması konusundaki taleplerini sordu. Sanık avukatları ise, iddianamenin uzun olsa da okunmasını talep ettiklerini bildirdi.
Daha sonra söz hakkı verilen sanıklar Atilla Koca, Mehmet Ermiş, Tayip Temel ve Erkan Pişkin, Kürtçe konuşunca tutanağa yeniden 'Türkçe dışında bir dilde cevap verdiği görüldü ifadesi yazıldı.
Bu sırada BDP eski Genel Başkan Yardımcısı Erkan Pişkin, Türkçe olarak, 'Beyanda bulunmak istiyorum dedi. Bunun üzerine mahkeme, Pişkin'in sosyal ve ekonomik durumu ile adres bilgilerine ilişkin cevabını almak istedi. Pişkin ise ısrarla, Ben başka bir şey söyleyeceğim. Beni biraz dinleyin. Biraz evvel ne dediğinizi anlamamıştım dedi.
HAKİMDEN UYARI
Bunun üzerine mahkeme tüm sanıklara, sosyal ve ekonomik durum ile adres bilgilerine ilişkin sorulara cevap verip vermeyeceklerini sordu. Bu sırada Erkan Pişkin yeniden, Beni dinleyin, beni bir anlayın diyerek söz istedi. Mahkeme Başkanı ise, Pişkin'i söz verildiğinde konuşması ve biraz sabretmesi konusunda uyardı. Sanık Pişkin yine ısrar edince, Hakim tarafından bir daha uyarıldı. Yaşanan bu anlar duruşma tutanağına, Diğer sanıkların hareketlerinden Türkçe dili dışında başka bir dilde konuşmak istedikleri anlaşıldı diye kaydedildi.
Daha sonra söz hakkı verilen Erkan Pişkin, Türkçe konuşarak, 14 Nisan 2009 tarihinden itibaren Kürt toplumu adına siyaset yapan herkes KCK adı altında bugüne kadar tutuklanmıştır. Yaklaşık 6 bine yakın bir rakam sözkonusudur. Bugün burada görülen dava siyasidir. Tutuklamalar siyasi iktidarın talimatları doğrultusunda yerine getirilmektedir. Biz savunma hakkımızı kullanmak ve iddialara yanıt vermek istiyoruz. Ancak savunma hakkımızı Kürtçe olarak yapmak istiyoruz. Biz kardeş gördüğümüz Türk halkının dilinin yanında, kendi anadilimizi de kullanmayı bir erdem olarak görüyoruz dedi. MAHKEME BAŞKANI ÖZÜR DİLEDİ
Mütalaası sorulan Cumhuriyet Savcısı Uğur Özcan, gizli tanıkların celse arasında dinlenmesini, gelmeyen sanıklar hakkında yakalama kararı çıkarılmasını, iddianamenin okunması için mahkeme tarafından spiker atanmasını ve sanıkların tutukluluk halinin devamını talep etti.
Daha sonra söz hakkı verilen diğer sanıkların da Kürtçe konuşmaları üzerine taleplerin görüşülmesi için duruşmaya kısa bir ara verildi. Verilen aranın ardından salonda bulunan izleyicilere hitaben konuşan Mahkeme Başkanı Necati Türkmen, Verilen 5 dakika ara için salonun boşaltılmasından dolayı hepinizden gerçekten özür dileriz. Kusura bakmayın. Normalde kendi salonumuzda ara verildiğinde salonu boşaltıyoruz. Ancak burası çok kalabalık olduğu için biz çıkabilirdik. Bir daha ara verirsek biz çıkacağız. Kusura bakmayın dedi.
Duruşmada daha sonra, sanık avukatlarına söz verildi.Tüm sanıkların avukatı Cihan Aydın, müvekkillerinin kendi ana dillerinde savunma yapma talebi ile ilgili değerlendirmelerde bulunacağını belirterek, Daha önceki KCK ana davasında Kürtçe savunma konusu gündeme geldi. Maalesef bir mesafe kat edilemedi. Kürtçe konusunda negatif bir görüş ifade eden kimse olmamıştır. Biz 202'inci maddenin temel hak ve özgürlükler lehine bu salonda kullanılmasını istiyoruz. Bu madde dil konusunda bir kısıtlama getirmemektedir dedi.
BEŞTAŞHAKİMLER GÖZÜMÜZÜN İÇİNE BAKA BAKA BİZİ DİNLEME KARARLARI VERİYOR
Sanık avukatlarından Meral Danış Beştaş, davanın KCK değil BDP dosyası olduğunu ileri sürdü. Beştaş, Operasyonların hepsi daha önceden tasarlanan, planlanan ve kimlerin alınacağı belirlenen operasyonlardır. Başbakan her fırsatta KCK operasyonlarının devam edeceğini söylemektedir. Dosyanın soruşturmasını savcılık değil emniyet yürütmüştür. Şu an Türkiye'de herhalde dinlenmeyen kimse yoktur. Dosyalar incelendiğinde biz de dinlendiğimizi görüyoruz. Her gün yargılama yaptığımız hakimler, gözümüzün içine baka baka bizi dinleme kararları veriyor. Bu salonda bulunan herkes zaten dinlenmektedir. Türkiye, kimsenin kimseye güvenmeyeceği, konuşmalarına dikkat ettiği bir ortam olmuştur. bu bir siyasi partinin bütün kurum ve organlarıyla yargılanmasıdır dedi.
İLGİNÇ GİZLİ TANIK İSİMLERİ
Daha sonra kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanıkların tutukluluk hallerinin devamına, gizli tanıklar, 'X', 'Mercek', 'Annemin gözyaşları', 'Oyun bozan', 'Yolun sonu', 'Anne ben geldim', 'Günışığı, 'Papatya'nın ayrı ayrı günlerde dinlenmesine karar verdi. Mahkeme, iddianamenin okunması için TRT Diyarbakır Radyosu'ndan iki spiker görevlendirilmesi için yazı yazılmasına da karar verip, duruşmayı erteledi.
KIŞANAKKCK OPERASYONLARI İFLAS ETMİŞTİR
BDP Genel Başkan Yardımcısı ve Siirt Milletvekili Gültan Kışanak, Diyarbakır Milletvekili Altan Tan ile birlikte bugün Diyarbakır'da görülen PKK'nın gizli şehir yapılanması KCK davasını izledi. Adliye önünde açıklama yapan Kışanak, görülen davanın BDP'ye, demokratik siyasete ve demokratik muhalefete yönelik siyasi bir operasyon olduğunu söyledi. Kışanak, şöyle dedi
Duruşmada ana dilde savunma yapmak isteyen arkadaşlarımız engellendi. Kendilerini savunmalarına ve ifade etmelerine izin verilmedi. Ana dil konusunda Türkiye'nin yaşadığı ayıp ve utanç devam ediyor. Dün dünya ana dil günüydü. Anadil onurdur. Bunu herkes açıkça söylüyor. Bizi kendi kimliğimizden ve kişilik haklarımızdan vazgeçmeye zorluyorlar. Arkadaşlarımız bunu kabul etmediler. Kendilerine, onurlarına, dillerine sahip çıkan bir tutumla ana dillerinde savunma yapmak istediler. Mahkeme bu konuda devletin politikasını esas alan bir tutumla ana dilde savunma yapmalarına izin vermedi. Arkadaşlarımızın ana dilde savunma yapmalarının önünde hukuki hiçbir engel yoktur. Bu tamamen siyasi bir tutumdur. AKP iktidarı bu tekçi devlet karekterini devir almıştır. O mirası bugünde sürdürmektedir. AKP hükümetinin zihniyeti burada mahkeme yargıçlarının tarafından hayata geçirilmektedirdedi
Kışanak, dil konusunda yasakçı düzenlemelerin vatandaşların vicdanında mahkum olduğunu söyleyerek, şöyle dedi
Bugün kimse bunlara sahip çıkmıyor. Devletin tekçi zihniyetine ve Kürtçe'yi yasaklama, asimile etme zihniyetine devam eden AKP iktidarı bile, geçmişteki bu uygulamaların bir utanç olduğunu kabul ediyor. Bir süre sonra, bu mahkemelerde devam eden ana dilde savunma yasağı da mahkum edilecek ve utançla anılacak bir durum haline gelecektir. Bugün arkadaşlarımızı sanık haline getirmek isteyenler bir süre sonra toplum vicdanında sanık haline gelecektir. Bugün aslında demokratik kamuoyunun vicdanında, Kürt halkının vicdanında mahkum olmuş bu zihniyeti, bir süre sonra savuncak kimse kalmayacaktır. Bu KCK adı altında yürütülen soruşturmaların hukuktan ne kadar uzak olduğunu son günlerde yaşadığımız tartışmalarda hepiniz izlediniz. Artık ayyuka çıkmıştır. Artık teşhir olmuştur. KCK adı altında yürütülen operasyonların siyasi operasyon olduğu, kin ve intikam duygularıyla yürütüldüğü, iktidar kavgalarının bir parçası haline getirildiği, bu konuda hukukla, adaletle hiç bir alakası olmadığı son tartışmalarla bir kez daha ortaya çıkmıştır. KCK operasyonları iflas etmiştir. Bu bir kaç polisi sürgün ederek, bir kaç savcıyı görevden alarak temizleyebilecekleri bir durum değildir. Tamamı bir fiyaskodur. KCK operasyonları halkımızın bilinçli, iradi ve direnişci tutumu karşısında boşa çıkartılmış, iflas etmiş bir politikadır. Bunun derhal sona erdirilmesi lazım. Özel yetkili mahkemelerin kaldırılması, özel yetkilerle ve talimatlarla donatılan bu siyasi iktidarın uzantısı ve siyasi iktidarın iç çatışmalarının bir ürünü olan bu operasyonlara derhal son verilmeli ve tüm tutuklu arkadaşlarımız serbest bırakılmalıdırdedi.
TUTUKLU MİLLETVEKİLİ SARIYILDIZ7IN SAĞLIK DURUMU CİDDİ
Kışanak, cezaevinde açlık grevlerinde bulunan tutuklu Şırnak Milletvekilleri Faysal Sarıyıldız ile Selma Irmak'ın durumlarının sorulması üzerine, şunları söyledi
Cezaevlerinde arkadaşlarımız süresiz açlık grevi yapıyorlar. Bugün 8'inci gününde. Türkiye açlık grevleri konusunda acı tercübeleri olan bir ülke. Buna izin vermemek için acilen tüm demokratik kamuoyunun harekete geçmesi ve bu süreci durduracak bir mücadele içerisinde olması gerekiyor. Arkadaşlarımız KCK adı altında yürütülen siyasi operasyonlara ve imha amaçlı askeri operasyonlara son verilmesi ve müzakere yolunun açılması için açlık grevi yapıyor. Bu tüm Türkiye'nin sorunudur. Herkesin bu konuya sahip çıkması, bu mücadeleye omuz vermesi, bu çığlığı duyması ve bu mücadeleyi büyütmesi gerekiyor. Biz bu vesileyle tüm Türkiye kamuoyuna bir kez daha çağrıda bulunmak istiyoruz.Türkiye'nin geleceğini tehlikeye atan, Türkiye'ye bedel ödeten bu çözümsüzlük siyasetinden derhal vazgeçilmesi gerekiyor. Arkadaşlarımıza farklı etkinlik ve eylemlerle destek vereceğiz. Şırnak Milletvekilimiz Sayın Faysal Sarıyıldız Hepatit-B taşıyıcı olduğu için sağlık durumunda ciddi bir kötüleşme başlamıştır. Bizde en kısa zamanda kendisini ziyaret edip sağlık meslek örgütlerinden bu konuda girişimde bulunmalarını talep edeceğiz. Bu arkadaşımızın sağlık durumunun yakından takip edilmesi ve olası olumusuz gelişmelerin önüne geçilebilmesi için yapılması gerekenleri yapmaya çalışacağız. Onun dışındaki arkadaşlarımızın sağlık durumlarının şimdilik iyi olduğunu biliyoruz. Ancak tüm kamuoyu takdir eder ki, 8 gün süren ve daha devam edecek olan açlık grevi kritik bir aşamaya doğru ilerlemektedir. Arkadaşlarımızın sağlık durumunda giderek bozulma başlayacağını geçmiş deneyimlerimizden biliyoruz. Meclis'i bir an önce harekete geçerek bu cezaevlerinde durumu yerinde incelemek üzere bir heyet oluşturmaya davet ediyoruz
GÖRÜNTÜ ÇEKEN POLİSE TEPKİ TERBİYESİZ
Kışanak, açıklamasını kamerayla kayıt altına alan Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube Müdürlüğü'nde görevli sivil polise sert tepki gösterdi.Çekim yapan polisin silah taşıdığını fark eden Kışanak, Bu bir rezalet. Bu bir kepazelik. Bir partinin eşbaşkanı ve Milletvekilleri şurada, adliye önünde bir açıklama yapıyor. Gelip polis olarak izliyorsunuz, silahınızla birlikte. Bu rezalet ya. Terbiyesiz dedi. Kışanak'ın tepkisine cevap vermeyen sivil polis ise, kaldırımın olduğu bölüme çekildi.